NBA PLAY-OFF EŞLEŞMELERİ (2014)

Standard

10151783_716416561712078_6810980761218849649_nNBA’de 2013-2014 sezonun sonuna geldik ve Doğu ve Batı Konferansları’nda play-off eşleşmeleri belli oldu. NBA tarihinde ilk defa New York Knicks, Los Angeles Lakers ve Boston Celtics’in aynı anda katılamadığı bir play-off olmuş oldu. Phoenix ve koç Hornacek’e yazık oldu. Cleveland’ım için sezon da burada bitti. Bizim için artık gelecek sezon inşallah güzel şeyler olacak.

DOĞU KONFERANSI

(1)INDIANA PACERS-ATLANTA HAWKS(8): 4-0

Indiana Pacers son 1-1,5 ayı saymazsak tek kelimeyle mükemmel bir sezon geçirdi. Her geçen yıl sıralamalarını yükselten bu ekip, en sonunda yükselebileceği en üst noktaya gelip Doğu Konferansı’nı lider bitirmiş oldu. Zaten çok çok iyi durumda olan pota altı bölgelerini yaz döneminde Scola ve ara dönemde Bynum hamleleri yaparak ekstra sağlamlaştırdılar. Paul George’un artık süper yıldız tadı vermesi ve özellikle yan parçaların inanarak oynaması onları yenilmez bir takım hâline dönüştürdü. Lance Stephenson 5 kere ile NBA’de bu sezon en çok triple-double yapan oyuncu olmayı başardı. Atlanta Hawks ise kadrosuna Paul Millsap takviyesi yaparak Al Horford’la iyi bir ikili oluşturmak istediler. Sezona da çok iyi başladılar ve Kasım-Aralık-Ocak aylarında Doğu’da 3. sırada rakipsizlerdi. Sonra Horford’un sakatlığı vs. derken takım formdan düştü ve 8. sıraya kadar gerilemiş oldu. Hatta son 1 aydaki Cleveland-New York-Atlanta play-off savaşından son anda sağ çıktılar. Az daha play-off’u New York’a kaptırıyorlardı. Seriye dönersek, Atlanta Paul Millsap ile çok zorlayacaktır ama Indiana fire vermeyecektir: 4-0.

(2)MIAMI HEAT-CHARLOTTE BOBCATS(7): 4-1

Miami Heat, son 3 yılın finalisti ve son 2 yılın şampiyonu, yine bildiğimiz gibi, aşırı düşük bir şekilde normal sezona giriş yaptı. 3-4 hafta öncesine kadar vitesi arttırmadan Indiana’nın arkasında ikincilikte kaldılar hep. LeBron James’e baktığımızda geçtiğimiz sezonlara nazaran çok daha düşük vitesle başladı, o şekilde devam etti. Kevin Durant’le MVP’lik yarışını pek umursamadı bu sefer. Charlotte ise beni şaşırtan iki takımdan biri oldu. Al Jefferson’ı kadrolarına almaları ve ondan alacağı katkıyı hesap etmiştik ama bu derece değildi. Play-off’a katılma ihtimallerinin olduğunu sezon başında da belirtmiştim ama bu kadar iddialı bir şekilde kalmaları beni şaşırttı. Al Jefferson’ın her maç gösterdiği çılgın performanslar, Kemba Walker ve Gerald Henderson’ın ekstraları, Michael Jordan’ın takımını Doğu’da 7. sıraya taşıdı ve Miami’yle eşleştirdi. Miami çok zorlanmaz ama Al Jefferson bir maç koparabilir: 4-1.

(3)TORONTO RAPTORS-BROOKLYN NETS(6): 2-4

Beni şaşırtan iki takımdan bir diğeri de Toronto’ydu elbette. Eldeki oyuncularla ve dar rotasyonla Doğu Konferansı’nın üçüncü olarak bitirerek oldukça önemli bir başarı sağladılar. Gönülden kutluyorum onları. Kanada’ya Bosh’tan beri rahat nefes aldırdılar. Herkes (özellikle Terrence Ross ve DeMar DeRozan) verebileceğinin en fazlasını verdi. Kyle Lowry’nin çılgınlıklarını da unutmamak gerek. Brooklyn Nets ise, sezona New York ile birlikte net olarak kabus gibi başladı. Yeni koçları Jason Kidd ile dibin dibini görerek başladılar. Ama onların dönüm noktası yeni yıl oldu. 2014 yılı Brooklyn’nin dönüşü oldu ve Ocak 1’den itibaren tam anlamıyla bir çıkışa geçip kendilerini play-off potasına sokup, yerlerini garantilediler. Bu güzel eşleşmede biraz daha tecrübeye ağırlık veriyorum, malum Paul Pierce-Kevin Garnett gibi buraları çok iyi bilen oyuncuları var; Toronto’ya bu kadar diyorum, ama iki maç almadan bırakmayabilirler: 2-4.

(4)CHICAGO BULLS-WASHINGTON WIZARDS(5): 4-1

Sezonun kendi içinde en çok moral bozukluğu yaşayan takımıdır heralde Chicago. Süper yıldızları Derrick Rose’a iki yıl aradan sonra tam kavuştuk derken Rose’un yeniden sakatlanması onların morallerinin dibe vurmasına neden oldu. Rose sakatlandıktan hemen sonra takımın moralinin bozulması onları play-off yarışında sekizinciliğe kadar itmişti. Ancak daha sonra öyle bir toparlandılar ki, çok zor yenilen takımlardan biri oldular. Joakim Noah bu sezon resmen çıldırdı yani özellikle bazı maçlarda buna şahit olmuşluğumuz var. Muazzam da savunma yapıyorlar takımca. Rose takımda olduğundan beri onsuz geçirecekleri üçüncü play-off turları olacak. Başkent ekibi ise özellikle bu sene John Wall’ın daha da olgunlaşması ile play-off’a kalmayı başaran bir takım oldu yıllar sonra. John Wall liderliğinde takımca iyi basketbol oynadılar ve beşinci sıradan play-off’a katıldılar. Ancak bu çılgın boğalara karşı fazla direnemeyeceklerdir. John Wall’la beraber bir maç alırlar ama başkentte: 4-1.

BATI KONFERANSI

(1)SAN ANTONIO SPURS-DALLAS MAVERICKS(8): 4-1

NBA’in en saygı duyulası takımı; koçuyla, oyuncularıyla yaşlı ve tecrübeli kurtlar geçen senenin şanssız finalisti San Antonio Spurs yine hiç ciddiyetini kaybetmeden, bozmadan normal sezonu bu zor Batı Konferansı’nda lider olarak tamamladı. Tim Duncan-Manu Ginobili-Tony Parker üçlüsüyle yine müthiş bir sezon geçirdiler. Fazla kelimeye gerek yok. Dallas ise kendini Memphis ile beraber son anda play-off’a attı ve Phoenix Suns’ı saf dışı bıraktılar. Sezona Monta Ellis ve Samuel Dalembert hamleleriyle başlayan Dallas, orta derecede, pek parlak bir görüntü vermeden başladı. Ancak sonra Alman yıldız Dirk Nowitzki’nin kendisine gelmesiyle beraber çıkışa geçtiler. Ama burada rakipleri zor mu zor. Bir ya da iki maç alacaklardır çabalarıyla, ama fazlası gelmez. Normalde ilk turda herkesi süpüren Spurs de bu sefer bir iki maç verebilir, Dallas süpürülmelik bir takım değil: 4-1.

(2) OKLAHOMA CITY THUNDER-MEMPHIS GRIZZLIES(7): 4-2

Kevin Durant’in yılının olduğu bir sezon… İnanılmazdı. Kevin Durant yıllardır hep iyiydi ama hep ikinciydi. Fakat işte bu sezon ortalığı kasıp kavurdu, Michael Jordan’ın 40 maç üst üste +25 sayı atma rekorunu 41 maçla tarihe gömdü. Ve çok büyük ihtimalle de bu sefer bireysel olarak ikinci olmayıp En Değerli Oyuncu (MVP) ödülünü kazanarak birinciliği elde edecek. Karşı tarafta ise geçtiğimiz sezonun Batı finalisti Memphis Grizzlies var. Aslında Memphis bu sezona hiç de iyi başlamadı ve uzunca bir süre play-off potasının dışında kaldı. Şahsen play-off’a kalamayacaklarını düşünüyordum son 1 aya kadar. Marc Gasol’ün sakatlığının çok büyük etkisi vardı Memphis’in kötü olduğu dönemde elbette. Şimdi kadro olarak Orkun ve Kaan abilerin dedikleri gibi Memphis, NBA’in en zor kaybeden takımı. Çok kolay maç kazanmıyorlar ama çok zor kaybediyorlar. Memphis’i yenmek için normalde x enerji ve güç harcıyorsanız, 3x harcamanız gerekebiliyor. Ama şimdi karşılarında gerçek anlamda kafayı yemiş bir Durant ve onunla beraber Oklahoma var. 4-3 de olabilir ama Memphis’in hücum sıkıntısından dolayı ben buna 4-2’yle Oklahoma demek istiyorum: 4-2.

(3)LOS ANGELES CLIPPERS-GOLDEN STATE WARRIORS(6): 4-2

Benim heralde kişisel olarak en zevk alacağım seri olacak. Los Angeles Clippers, Chris Paul komutasında yıldan yıla daha çok yol kat eden bir ekip. Yeni koçları Doc Rivers ile beraber bu sezon daha da başarılı bir sezon geçirip, normal sezonda 57 galibiyet alarak kulüp rekorlarını kırdılar. Özellikle de Blake Griffin’in gelişimi gözden kaçmamalı. 2-3 yıl öncesine kadar sadece high-flyer bir oyuncu görünümünde olan Blake Griffin, o özelliğinin üzerine çok iyi bir dribbling (takımındaki iki dribbling ustası Chris Paul ve Jamal Crawford sağ olsun), sırtı dönük oyun, boyalı alandan her türlü sayı tehdidi ve orta mesafe şutu ekledi. Bu da onu ve takımını durdurması güç bir ekip hâline getirdi. Benim Stephen Curry’yle Golden State Warriors hayranlığımı bilen bilir. O yüzden bu iki güzel takımın serisi çok güzel olacak. Golden State sezona Andre Iguodala takviyesiyle başladı ve bu sezon aslında beklenilenin aksine daha düşük sıradan bulundu bu yarışta. Stephen Curry ve yardımcıları bekleneni pek fazla veremedi. Ama hâlâ güzel takımlar. Ancak temsilcimiz Hidayetli Clippers fazla güçlü. Stephen Curry-Klay Thompson-Andre Iguodala yetmez maalesef. Ama iki maç çalarlar: 4-2.

(4)HOUSTON ROCKETS-PORTLAND TRAIL BLAZERS(5): 4-3

Lige Dwight Howard’la giriş yapan Houston Rockets’ta beklentiler çok yüksekti. Süper yıldız olduğunu kimine göre geçen sene, bana göre bu sene kanıtlayan ve bu takımın lideri olan James Harden’la beraber yollarına emin adımlarla yürüdüler. Dwight Howard kendi standartlarının altında başlasa da sezona, zaman zaman kendi standartlarını çıkardığı maçlar oldu. En önemlisi de Chandler Parsons gibi bir oyuncu kazanıldı bu takımda. Texas ekibi dördüncü sırada bitirdi ligi. Portland ise benim bu derece iyi olacaklarını beklemediğim bir takımdı. Damian Lillard-LaMarcus Aldridge ile beraber yürüyedurdular. Aralık ayında Batı Konferansı’nda liderlerdi. Maç kaybetmiyorlardı. All-Star performansı gösteren LaMarcus Aldirdge de maç başına çok çılgın performanslar sergiledi uzunca bir süre. Sonrasında Aldridge’nin sakatlığı onları düşüşe götürse de böylesine zor bir konferansta kendilerini beşinci sırada buldular. Sadece Damian Lillard veya LaMarcus Aldridge’le olmaz diyerek, Ömerli Houston’ın zaman zaman dengesiz bir takım olduğunu varsayarak 7 maçlı uzun bir seri olur diyorum: 4-3.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s