NBA Finali’nde Karşılaşamayanlar: LeBron James ve Kobe Bryant

Standard

KOBEANDLEBRONFINALS

Evet, 9 yıldır NBA finalleri yukarıdaki gibi şekilleniyor. 9 yılda NBA’in her finalinde ya Kobe Bryant ya da LeBron James, ikisinden biri hep oldu. Kobe Bryant 3 finalin 2’sini kazanırken, LeBron James’te bu oran daha düşük. 6 finalin sadece 2’sini kazanabildi. Son dönemin en değerli iki oyuncusu bu ikili. Her zaman karşılaştırılmaları, girdikleri rekabet, maç içinde karşı karşıya gelmeleri hep konuşuldu, hep olay oldu. Olayın Türkiye boyutundan bakarsak yıllar öncesine dayanan bu olayda Türkiye’deki NBA takipçileri Kobeciler ve LeBroncular diye ikiye ayrıldı. Sadece Türkiye’yle sınırlı değil, tüm dünyada olan olay buydu. Son dönem izleyicileri, neredeyse ikiye ayrılmıştı. O yüzden bu ikilinin karşılaştığı her maç ayrı izlenir, karşılaştırıldıkları her kulvar farklı değerlendirilirdi. Zaten son dönemde NBA ilgisinin artmasının sebebi de bu iki oyuncudur (Türkiye için konuşuyorum). Bu yüzden bu iki oyuncunun önemi çok çok büyüktür. Tüm NBA sevenler olarak en büyük eksikliği hep hissedeceğiz şüphesiz. Bu iki adam son 9 senedir hep finaldeydi fakat hep başkalarına karşı. Hiçbir zaman beraber olamadılar. Onları NBA finallerinde karşı karşıya izleyememek bizim eksikliğimiz olarak kalacak. Neredeyse her yeni sezona bu sene ‘o’ finali izleyeceğiz diye girilirdi. Nitekim sezon içinde de o şekilde bir hava geçerdi ve o hissettirilirdi. Fakat bu hiç olmadı. Biri hep, her sene o yolda tökezledi.

Yıl 2007. LeBron James henüz ligdeki üçüncü sezonunu yaşıyorken, Kobe Bryant’ın ise hâli hazırda üç tane yüzüğü vardı.

LeBron’un lige girişinden bu yana Cleveland Cavaliers ve LeBron James’in her sezon popüleritesi artıyor ve taraftar sayısı katlanarak çoğalıyordu. LeBron akımı, NBA de dahil, herkesin dikkatini çekiyordu. 2006-2007 normal sezonunu Cleveland Cavaliers kendi konferansında LeBron James önderliğinde 50 galibiyet alarak ikinci bitirdi. Cleveland tarihi için de önemli bir başarı olan bu sonuçla Cleveland Cavaliers playofflara ikinci sıradan girerek yedinci sıradaki Washington Wizards’ın rakibi oldu. LeBron James liderliğinde bu seriyi 4-0’lık bir skorla ‘süpürerek’ geçen LeBron James’li Cleveland Cavaliers’ın karşısına Jason Kidd’li New Jersey Nets çıktı. Ancak 2002-2004 yılları arasında Doğu’nun ve NBA’in en iyi takımlarından biri olan New Jersey Nets de, bu genç çocuğun takımına 4-2 kaybederek elenmekten kurtulamadı. Bu sonuçla Doğu finaline kadar yükselen LeBron James’li Cleveland Cavaliers, finalde, 2006 playofflarının ilk turunda 4-3 elendikleri Detroit Pistons’la karşılaştılar. Ancak Doğu’nun bu sene yeni bir lideri olacaktı. LeBron James’in olağanüstü performanslarıyla Cleveland Cavaliers, 2004 NBA şampiyonuna serinin ilk iki maçında kaybederek 2-0 geriye düşse de sonraki 4 maçı alıp Detroit Pistons’ı 4-2’yle elemeyi başarıp Doğu şampiyonu oldu ve NBA finaline çıkmayı başardılar.

Ligin diğer ucunda 2005 yazında Shaquille O’Neal’ı Miami Heat’e takaslamasının ardından takım uyumu bozulan ve vasat oyuncularla yoluna devam etmek zorunda kalan Kobe Bryant’lı Los Angeles Lakers vardı. Kobe Bryant 2005-2006 sezonunda olduğu gibi bu sezonda da NBA’in skor şampiyonluğunu kazanmıştı. Çünkü adeta tek başına oynadığı bir takım vardı. Tek başına uğraşarak 2006’da olduğu gibi 2007’de Lakers’ı yedinci sıradan playoff potasına sokmayı başarmıştı. Fakat şanslarına karşılarına 2006 normal sezon en değerli oyuncusu (MVP) Steve Nash’in takımı olan Phoenix Suns çıkmıştı. Elbette Kobe Bryant’ın tek başına mücadelesi yeterli olmadı ve Phoenix Suns’a 4-1 kaybederek elendiler. Bu sonuçla ilk defa karşılıklı final oynamak için fırsat yakalayan bu iki oyuncunun finalde karşılaşamamaları demek oluyordu.

Not: LeBron James’li Cleveland Cavaliers’ın NBA finalinde karşısına Tim Duncan, Tony Parker ve Manu Ginobili’li San Antonio Spurs gelmişti. Tek bir maç dahi vermeyen San Antonio Spurs, tecrübesiz ve tek adam üzerinden oynayan Cleveland Cavaliers’ı 4-0 süpürerek NBA şampiyonu olmuştu. Böylece üç sezonluk LeBron James ilk final deneyiminde hüsrana uğramıştı.

2007-2008 sezonu Cleveland Cavaliers için pek bir değişiklik göstermezken, Los Angeles Lakers için epey farklı olacaktı.

Bu farklılık önce geniş çaplı bir takasla İspanyol pivot/forvet Pau Gasol’ün Los Angeles Lakers’a gelmesiyle başladı. Birkaç eklemeyle daha sezona başlayan Los Angeles Lakers adeta geçtikleri iki sezonu unutturacak şekilde oynuyorlardı. Kobe Bryant her dönemde iyi performans sergiliyorken, takımının durumunun da iyileşmesi onu iyice durdurulamaz hâle getirdi ve bu durum Kobe Bryant’ı 2008 normal sezon en değerli oyuncusu (MVP) yapmış oldu. Bununla beraber Batı konferansını da birinci sırada bitiren Los Angeles Lakers iyice havaya girmişti. İlk turda karşılarına LeBron James’in jenerasyonunda olan Carmelo Anthony’nin takımı Denver Nuggets gelmişti. Ancak MVP’nin takımı, genç Carmelo’nun takımını 4-0’la geçmesini bildi. Ardından ikinci turda Utah Jazz karşılarına geldi. Deron Williams’ın harika bir bireysel performans sergilediği tüm seride Los Angeles Lakers, Deron Williams’a rağmen Utah Jazz’ı 4-2 geçerek Batı finaline yükselmiş oldu. Karşılarına ise bir önceki sezonun şampiyonu San Antonio Spurs çıktı. Ancak Pau Gasol’ün yardımıyla Kobe Bryant’ın yine üstün performansı, Lakers’ın son şampiyon Spurs’ü 4-1 gibi net bir şekilde yenerek NBA finaline çıkmalarını sağladı. Bu sonuçla Los Angeles Lakers 4 sene sonra, 2004’ten beri ilk defa NBA finaline çıkmayı başardı.

Bu sezon sayı kralı olan LeBron James’in takımı Cleveland Cavaliers normal sezonu bir önceki sezonun aksine dördüncü sırada tamamlamış olsa da bunun pek bir önemi olmadığını biliyorlardı. Bir önceki sezon NBA finali oynamış olmaları özgüvenlerini daha da çok artırmıştı. İlk turda, bir önceki sezon 4-0 süpürdükleri Washington Wizards çıkmıştı karşılarına. Bu sefer de başkent temsilcisini 4-2’yle eleyerek evlerine gönderen Cavaliers, bu sefer farklı bir rakiple karşılaşacaktı. Larry Bird döneminden beri NBA’de playoff-final bölgelerinde esamesi okunmayan Boston Celtics, 2007 yazında Al Jefferson’ı yollayıp Kevin Garnett’i almış, bir de üstüne keskin şutör Ray Allen’ı takıma eklemişti. Böylece 2000’li yılların en önemli Big Three’lerinden birini oluşturan Boston Celtics, Doğu’da normal sezonu birinci sırada bitirmişti. İlk turda Atlanta Hawks’ı 4-3 elemeyi başaran Boston Celtics, bir önceki sezonun NBA finalisti, yani LeBron James’li Cleveland Cavaliers’ın ikinci turdaki rakibi olmuştu. LeBron James adeta tek başına, tecrübeli isimlerin -Paul Pierce, Kevin Garnett ve Ray Allen- karşısında savaştı. Fakat takımının, NBA tarihinin en başarılı ancak son dönemde başarıya en aç takımı olan Boston Celtics’e karşı 4-3 kaybederek elenmesine engel olamadı. Bu sonuçla da bu sefer de Lakers’ın finale çıktığı yıl, Cavaliers’ın elenmesi yine onları finallerde buluşturamadı.

Not: Normal sezon MVP’si Kobe Bryant’lı Los Angeles Lakers’ın karşısına Paul Pierce-Kevin Garnett-Ray Allen big three’sine sahip, Lakers’ın ezeli rakibi Boston Celtics çıkmıştı. Kıran kırana geçen seri sonucunda Boston Celtics, big three’sini kurduğu ilk yılında 4-2’lik bir skorla Lakers’ı yenip 1986’dan beri ilk şampiyonluğunu yaşamış oldu.

2008-2009 sezonu her iki oyuncu içinde hem bireysel hem de takım olarak zirve sezonlarından biri oldu. Los Angeles Lakers olarak eklediği parçalarla takım olarak çok iyi duruma geldi, Kobe Bryant’ın bireysel performansları arttı.

Bir önceki sezon oynanılan ve ezeli rakibe kaybedilen NBA finali sonrası kafaca toparlanan Los Angeles Lakers normal sezonu takımca iyi şekilde devam ettirdi ve bir önceki sezon gibi Batı konferansını birinci sırada tamamladı. İlk rakipleri, bir önceki sezon ikinci turda karşılaştıkları Deron Williams’lı Utah Jazz’di. Kobe Bryant-Deron Williams düellosu şeklinde geçen bu turu 4-1’le geçen taraf Los Angeles Lakers oldu. İkinci turda bu sefer karşılarında farklı bir rakip vardı. Tracy McGrady’nin olduğu yıllarda playoff’ta ikinci tur göremeyen Houston Rockets, Tracy McGrady’nin belinden sakatlanıp playofflarda oynayamamasına rağmen Portland Trail Blazers’ı 4-2 eleyerek ikinci tura çıkmayı başarmıştı. Karşılarında o an NBA’in en iyi takımlarından biri olan Los Angeles Lakers olmasına rağmen 3 maç kazandılar fakat 4-3 elenmekten kurtulamadılar. Lakers’ın Batı finalinde rakibi ise Chauncey Billups’lı, Carmelo Anthony’li Denver Nuggets oldu. Fakat tecrübenin farkıyla Lakers, Denver’a üstün geldi ve Denver’ı 4-2 geçerek üst üste ikinci kez NBA finaline yükselmeyi başardılar.

LeBron James’li Cleveland Cavaliers ise normal sezonda 66 galibiyet olarak kulüp rekorunu kırarak Doğu konferansını birinci sırada tamamladı, normal sezon en değerli oyuncusu (MVP) da LeBron James oldu. Bu sezon, LeBron James’i o dönemden sonra günümüze kadar “NBA’in en iyi oyuncusu” olarak kabul görmesini sağlayacak sezondu. Cleveland Cavaliers normal sezonda kazandığı maç sayısıyla beraber zirve dönemini yaşıyordu. LeBron James’in takımı playofflara da fırtına gibi girince önce ilk turda Detroit Pistons’ı 4-0, sonra ikinci turda Atlanta Hawks’ı 4-0 süpürerek çok rahat bir şekilde Doğu finaline çıkmayı başardı. Finalde ise karşılarına, geçtiğimiz sezonun şampiyonu Boston Celtics’i ikinci turda 4-3 elemeyi başaran, temsilcimiz Hidayet Türkoğlu ve Dwight Howard’ın başını çektiği Orlando Magic yer alıyordu. 1 uzun 4 kısa sistemini takıma iyice oturtan ve koç Stan Van Gundy’yle çok başarılı sonuçlar alan Orlando Magic’in kariyer sezonunu yaşayan ve playofflarda maç başına 35.3 sayı ortalamayla oynayan LeBron James’in takımını 4-2 elemesi herkesi şoka uğrattı. Çünkü 2009 sezonu, kesinlikle Cleveland-Lakers finali yaşanacağı şeklinde görülen ve önceki 2 sezona göre bu finalin yaşanmasının ihtimalinin en yüksek olduğu sezondu. Fakat Doğu finalinde Orlando Magic oyunu bozdu, Cavaliers bu farklı sistemle oynayan Orlando’ya boyun eğdi ve elendi. Bu sonuç da sezonun hayal kırıklığı olarak kayda geçti ve bu sezondan sonra beklenti hep olsa da hiçbir zaman Cavaliers-Lakers finalinin oluşma ihtimali bu kadar yüksek olmadı.

Not: Los Angeles Lakers bir önceki sezon kaybettiği şampiyonluk için bu sefer daha istekliydi ve karşılarına ne NBA’in o dönem en iyi oyuncusu olarak görülen LeBron James’in takımı Cavaliers, ne de bir önceki sezonun şampiyonu Boston Celtics çıkmıştı. Karşılarına bambaşka bir sistemle oynayan ve buralarda tecrübesi oldukça az olan temsilcimiz Hidayet Türkoğlu ve genç yıldız pivot Dwight Howard’ın takımı Orlando Magic çıkmıştı. Bu da zaten aç olan Kobe’li Lakers’a altın tepside sunulan fırsat oldu ve Lakers seriyi kolayca 4-1 geçerek 2002’den sonraki ilk şampiyonluğu yaşamış oldu.

2009-2010 sezonu LeBron James açısından normal sezon olarak yine üst düzey geçerken, playofflarla beraber tam bir yıkım oldu ve bazı kararların alınmasına yol açtı.

Kobe Bryant ve Los Angeles Lakers için her şey çok iyi devam ediyordu. 2 sezon önce oluşturdukları Bynum-Gasol-Odom-Fisher-Kobe merkezli takım, her sene daha çok birbirine alışıyor ve durduralamaz hâl alıyordu. Geçilen iki sezondaki gibi tabii ki de o sezonu Batı konferansında birinci olarak tamamladılar. Karşılarında ise Batı’nin bundan sonraki sezonlarında adından söz ettirecek olan Kevin Durant ve Russell Westbrook’lu Oklahoma City Thunder çıktı, fakat Lakers’la boy ölçüşmek için oldukça gençlerdi, bu sayede Lakers, Thunder’ı 4-2 geçmesini bildi. İkinci turda ise her geçen zaman güç kaybeden Utah Jazz çıkmıştı karşılarına. Bu sefer maç kaybetmediler ve 4-0’la geçerek Batı finaline rahatlıkla çıktılar. Steve Nash-Amar’e Stoudemire birlikteliğinin son yılı olan bu sezonda Phoenix Suns son bir atak yaptı ve iyi geçirdiği sezonun ardından Batı finaline yükselmeyi başardı. Steve Nash başarılarla dolu kariyerine bir tane yüzük eklemek için son bir kez dişini tırnağına takıp mücadele vermişti. Fakat o an NBA’in en iyi takımı olan Los Angeles Lakers’a karşı yeterli olmadı, 4-2’yle elenmekten kurtulamadılar. Bu sonuçla Los Angeles Lakers üçüncü defa üst üste NBA finaline çıkmış oluyordu.

Bir önceki sezon yaşanılan hayal kırıklığının ardından LeBron James’li Cleveland Cavaliers yaz döneminde takıma Shaquille O’Neal ve Antawn Jamison gibi tecrübesi üst düzey oyuncular ekleyerek LeBron James’e yardım edebileceklerini düşündükleri oyuncuları almışlardı. Cavaliers da her zaman olduğu gibi yine normal sezona çok iyi başlayınca tekrardan “Cavaliers-Lakers” finalinin ismi anılmaya başlandı. LeBron James’in bireysel olarak mükemmel performanslar sergilemesi, onun bir kez daha o dönem için NBA’in en iyi ve en komple oyuncusu olduğunu kanıtlıyordu. Bu kanıt da ikinci kez üst üste normal sezonen değerli oyuncusu (MVP) seçilmesiydi. Normal sezonda 61 galibiyet alarak yine iyi bir başarı sağlayan Cleveland Cavaliers, normal sezonu Doğu birincisi bitirdi ve yeniden taraftarını umutlandırmıştı. İlk turda karşılarına o dönemin genç oyuncularından Derrick Rose’un takımı Chicago Bulls gelmişti. Fakat 4-1 gibi bir skorla rahat bir ilk tur geçiren Cleveland Cavaliers ve LeBron James için peri masalı ikinci turda bitecekti. İkinci turda karşılarında 2008 NBA şampiyonu Boston Celtics gelmişti. İlk 3 maçta 2-1 üstünlüğü bulunan Cleveland Cavaliers’ın Doğu finaline 2 maç uzaklıkta olması her şeyi iyi gösterirken, serinin dördüncü maçından sonra bir kayıp yaşandı. O kayıp, LeBron James’ti. O döneme kadar takımının her alanda en önemli oyuncusu olan, sırasıyla 2008’de sayı kralı, 2009 ve 2010’da MVP olan ve “dünyanın en iyi oyuncusu” olarak kabul gören LeBron James’in tarihindeki en kötü playoff maçlarını çıkardığı bu ikinci tur maçlarının ikinci yarısı oldu. LeBron James adeta sahada yoktu, sorumluluk üstlenmiyordu ve maçın en önemli anlarında topu eline almaktan çekiniyordu. Bir önceki sezonun travması olarak mı adlandırılır yoksa artık tek başına yorulduğundan mıdır, resmen kaybolmuştu. Bu durumda bütün NBA’in önemli isimleri ve tüm dünyaca eleştirildi, LeBron James adeta ezik durumuna sokuldu. Nitekim seride 2-1 geride olan Boston Celtics, bu durumdan faydalanarak seriyi 4-2 kazanmasını bilmişti. Henüz kimsenin haberi yoktu ancak Cavaliers için bir dönemin sonu yaklaşıyordu aslında. LeBron James o seriden sonra bir karar vermişti artık. Kontratının son sezonunda sözleşme yenilemeyecek ve artık şampiyon olabileceği bir takıma gidecekti.

Not: Los Angeles Lakers, NBA finallerinde 2008’de karşılaştığı ve şampiyonluğu kaybettiği ezeli rakibi Boston Celtics’e karşı adeta bir rövanş niteliğinde seri geçirdi. 3-2 geride olduğu ve kaybedersek bir kez daha şampiyonluğu vereceği Celtics’e karşı Kobe Bryant ve arkadaşları serinin en kritik maçı olan altıncı maçı kazandılar ve durumu önce 3-3 yaptılar, sonra da bunun verdiği enerji, güç, ruh, inanç vs. ne derseniz deyin, onunla birlikte yedinci maçta big three’li Boston Celtics’i mağlup ederek 4-3’le NBA şampiyonu olmayı başardılar.

2010-2011 sezonu önce LeBron James, Miami Heat’e gideceğini açıkladı. Cleveland Cavaliers taraftarları ve neredeyse tüm dünyada LeBron James’i tepkiyle karşıladı. Cavaliers’a tarihinde görmediği başarıları yakalatan oyuncunun gidişiyle taraftarlar LeBron’un formalarını yaktılar, ağızlarına gelen hakaretleri ettiler. Ama LeBron James hiçbirine aldırmadan bu kararı vermişti. Yanlış bir yolla takımını değiştirmiş olsa da kendince yapması gerekeni yapmıştı. Bambaşka bir NBA sezonu bizleri bekliyor olacaktı. Kral’ın yeteneklerini başka bir yere götürmesiyle Doğu’da uzun süredir süre gelen Cavaliers hanedanlığı çökmüş, Heat hanedanlığı başlamıştı.

LeBron Jamesle beraber Dwyane Wade’i takımda tutup, Chris Bosh’ı da ekleyen Miami Heat, Boston Celtics’ten sonra en çok ses getiren Big Three’yi kurmuştu. Böyle bir takım eleştirilmekten hiç kurtulmadı. All-Star maçları hariç ciddi bir şekilde ilk defa aynı takımda oynayacak olan bu üç ismin uyumu çok önemliydi. Bu yüzden bu uyum süreci bir dönem devam etti normal sezonda. Hemen istenilen sonuçlar alınmadı. Ancak NBA eleştirmenleri ve dünya acımasızdı. Ne yaparlarsa yapsınlar, NBA finaline çıkamazlarsa ‘başarısız’ olarak görüleceklerdi. Bu da oyuncuların gereğinde fazla stres yaşamasına da neden olmuyor değildi. Ancak bu üç isim uyumu yavaş yavaş yakalayınca durumlar normale döndü ve Chicago Bulls’un ardından Doğu konferansında ikinci sırada playofflarda kendilerine yer buldular. Miami Heat ilk turda karşısına gelen Philadelphia 76ers’ı 4-1’lik skorla rahatça geçerken, ikinci turda LeBron James için kişisel olarak rövanş anlamına gelen eşleşme yaşandı. İkinci turda Miami Heat’in karşısına bir önceki sezonun finalisti Boston Celtics çıktı. Büyük bir ciddiyetle Miami Heat seriyi 4-1 geçmesini bildi. Bu sonuç özellikle LeBron James için önem sarfediyordu. Bu sonuçla Miami Heat Doğu finaline çıkmıştı ve emellerine adım adım ilerliyordu. Karşılarında ise o sezonun en değerli oyuncusunun (MVP) takımı, yani Derrick Rose’un Chicago Bulls’u vardı. Michael Jordan döneminden beri en başarılı sezonunu geçiren Chicago Bulls sırasıyla önce normal sezonun lideri, sonrada playofflarda Doğu finaline çıkmayı başarmışlardı. Fakat Derrick Rose ve arkadaşlarının gücü bu büyük üçlüye yetmemişti ve Miami Heat 4-1’lik bir skorla Chicago Bulls’u elemeyi başararak NBA finaline çıkmışlardı. LeBron James bu sayede 2007 yılından beri ilk defa NBA finaline çıkacaktı.

Los Angeles Lakers, kadro yapısını koruyarak sezona başladı. Back-to-back şampiyon olmaları, 2000-2002 arasında yaptıkları “Three-Peat”ten sonra ikinci kez three-peat yapabilmek ihtimalini artırmıştı. Bu yüzden sezona o bilinçle başladı Kobe Bryant ve arkadaşları. Normal sezonda bir sıkıntı yaşamadılar ve playofflara San Antonio Spurs’ün ardından ikinci sırada girdiler. İlk turda 4-2’yle eledikleri New Orleans Hornets’ten sonra onları ve tüm NBA takip edenleri inanılmaz bir sürpriz bekliyordu. İkinci turda karşılarına çıkan Dallas Mavericks sezonun sürprizini yapacaktı. 2000 yıllardaki ikinci three-peat’ini yapma hayaliyle Dallas karşısına çıkan Los Angeles Lakers adeta dağıldı. Serinin başlarında Kobe Bryant tek başına savaşsa da sonrası da o da seriden düştü ve Dallas Mavericks, Los Angeles Lakers’ı 4-0’la geçmeyi başardı. Bu sonuç tüm NBA’de şok etkisi yarattı. Bunun da dışında LeBron James-Kobe Bryant finalinin gerçekleşebileceği son yıldı, olmadı.

Not: 2011 NBA Finali’nde Big Three’yi yeni oluşturan Miami Heat’le Dirk Nowitzki’nin liderliğindeki Dallas Mavericks karşılaştı. Bu seri de LeBron James için 2010 Doğu yarı finaliyle aynı geçti. Serinin ilk 3 maçında 2-1 önde olan Miami Heat’te LeBron James serinin ikinci yarısında, yani son 3 maçında yine ortalıktan kayboldu. Sorumluluk almadı, top kullanmadı. Bu sebeple Dallas Mavericks sonraki 3 maçı kazanıp seriyi 4-2 yaptı ve NBA şampiyonu oldu. Bu davranış da LeBron James’i iyice “sorumluluktan kaçan” ve “büyük maçları oynayamayan oyuncu” etiketi yemesine sebep oldu.  

2011-2012 sezonu bu ikilinin finalde karşılaşmasının ihtimali artık iyice azalmıştı. Ama yine de beklenti yok değildi. Los Angeles Lakers takımda değişikliğe gitmemişti. Miami Heat de kadroda önemli bir değişiklik yapmamasına karşın kafaca ve olgunluk bakımından takımca inanılmaz bir değişikliğe imza attı.

Miami Heat, Dallas Mavericks’e karşı hezimetle kaybettiği şampiyonluğun ardından Big Three’nin beraber ikinci sezonu için toparlanmaları gerekiyordu. Bunu kafada başarıp, sezona başladılar. LeBron James o sezon da en değerli oyuncu (MVP) olarak toplamda üçüncü kez bu ödülü kazandı. Ayrıca LeBron James önderliğinde Miami Heat, NBA tarihinin en iyi takımlarından biri olmaya yakın bir takım performansı sergilemeye başladılar. Bir önceki sezonda yediği damgalardan sonra bunu yapması ayrıca iyi bir mesaj olmuştu. Sezonu da Doğu’da ikinci sırada bitirerek playofflara yerleştiler. İlk turda karşılarına çıkan Carmelo Anthony’li New York Knicks’i 4-1 gibi bir skorla rahat geçtiler. Ardından Paul George’lu Indiana Pacers’ı da 4-2’yle geçen Miami Heat’in finale ikinci kez üst üste çıkması için son engel vardı. Rakipleri 2010’un NBA finalisti ve artık son dönemlerini yaşayan Paul Pierce, Kevin Garnett ve Ray Allen’lı Boston Celtics’ti. Çekişmeli geçen seride Boston Celtics 3-2 öne geçmişti. NBA tarihinin unutulmaz maçlarından biri oynanacaktı. Serinin altıncı maçı. Miami Heat eğer kaybederse tüm dünya tarafından zaten eleştirilmek için en ufak hataları beklenirken, yerin dibine sokulacaktı. Tek şansları bu maçı kazanıp seriyi yedinci maça uzatmaktı. LeBron James’in bu tür maçlarda kaybolma özelliğiyle mimlenmesi LeBron James ve Miami Heat için ayrıca zor bir durumken hiçbir şey düşünüldüğü gibi olmadı. LeBron James’in 45 sayı-15 ribaund-5 asistlik devasa performansı basketbola “Beast Mode” terimini getirdi ve bu performans LeBron James’in böyle bir durumda neler yapabileceğini göstererek NBA’in en iyi oyuncusu olduğunu bir kez daha herkese hatırlattı. LeBron James’in ciddiyeti sadece bununla sınırlı değildi. Playoff boyunca bir kere bile gülmemişti. Bir gülümseme bile yaşamamıştı. Sadece odaklanmıştı, kazanmaya, final ve şampiyonluğa. Özellikle Celtics serisindeki altıncı maçtan sonra kameralara yakalanan görüntüsü durumu epeyce açıklamakta. Sonrasında LeBron James’li Miami Heat yedinci maçı da kazanarak 4-3’le Celtics’i elemeyi başardı ve üst üste ikinci kez NBA finalinde yer almayı başardı.

Los Angeles Lakers ise gittikçe güç kaybediyordu. İsim olarak değil ama özellikle oyuncularının verimlerindeki düşüş Los Angeles Lakers’ı takımca etkiliyordu. Olası LeBron-Kobe, yani Lakers-Heat finali mümkün görünmemeye başlansa da bizlerdeki umut hiç bitmemişti. Los Angeles Lakers normal sezonda üçüncü olarak Batı konferansında playoff kalmayı başardı ve umutları yeniden çoğalttılar. Karşılarına ilk turda gelen Denver Nuggets’a karşı zorlansalar da Nuggets’ı 4-3 elemeleriyle ikinci tura geçmeleri iyi bir sonuçtu. Fakat ikinci turda, Oklahoma City Thunder’la karşılaştılar fakat bu Oklahoma, Lakers’ın 2010 playofflarında rahatça elediği Oklahoma değildi. Bu sefer ise Kevin Durant-Russell Westbrook-James Harden üçlüsünün taşıdığı bu genç takım, Los Angeles Lakers’ı 4-1 gibi bir skorla rahat eledi. Bu sonuç da Heat-Lakers finalini bekleyenler için hüsran oldu. Ayrıca bu playofflar, Kobe’nin Lakers formasıyla oynadığı son playofflardı.

Not: Tam anlamıyla bir takım olmayı başaran Miami Heat’in karşısında NBA finallerinde daha tecrübesiz bir takım olan Oklahoma City Thuner çıktı. Miami Heat bu sayede Oklahoma City Thunder’ı 4-1’lik skorla geçerek NBA şampiyonu oldu. LeBron James de uzun yıllar süren bekleyişin ardından ilk yüzüğünü kazandı.

Los Angeles Lakers son çırpışını yaptı 2012 yazında. Son bir umutla Dwight Howard ve Steve Nash’i ekledi takıma. Ama bu kurdukları ve kimisinin “Big Three” dediği oluşum hiçbir işe yaramadı. Uyum sorununu uzun süre yaşayan bu takımda Kobe Bryant’ın bireysel performanslarıyla Lakers sezonun çoğu kısmını getirdi. Playoffa girme savaşı veren takımda Kobe Bryant adeta tek başına didinip uğraştı ve takımını playoff soktu. Fakat o son normal sezon maçında Kobe’nin kariyerini önemli ölçüde etkileyen ve bir nevi bitiren olay yaşandı. Kobe’nin aşil tendonu koptu ve sezonu kapattı. Bir daha da 2 sezon boyunca tam anlamıyla hiç düzelemedi. Diğer yandan Miami Heat ise özellikle 2012-2013 sezonunda NBA tarihinin en iyi takımlarından biri olmayı başardı. LeBron James toplamda dördüncü kez normal sezonun en değerli oyuncusu (MVP) seçildi. Miami Heat finallerde bu sefer San Antonio Spurs’ü 4-3 geçerek üst üste ikinci şampiyonluğu kazandı. LeBron James de ikinci yüzüğünü parmağına geçirdi.

Günümüze yaklaştıkça neler olduğunu daha net hatırlıyorsunuzdur. 2007’den beri her yıl beklediğimiz o final hiç gerçekleşmedi. Asla da gerçekleşmeyecek. Mutlaka herkes düşünmüştür, özellikle ben çok düşündüm; eğer “Kobe-LeBron finali olsaydı ne olurdu?” diye. Ama cevabını hiç bulamadım. Cevabı tabii finalin yaşanacağı seneye de oldukça bağlı olan bir soru. Ama bunu göremeyecek olmak NBA tarihi için de büyük bir eksiklik ve bizim için büyük bir hüzün.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s