MVP Olma Ölçütleri ve MVP Yarışı

James Harden,Russell Westbrook

NBA’de 2016-2017 sezonu, tarihin gördüğü en çılgın sezonlardan biri. Geçen sezon için de aynı tabiri kullanmıştık, nitekim Golden State Warriors’ın 82 maçta 73 galibiyet-9 mağlubiyetle sezonu bitirmesi, Stephen Curry’nin tarihin en iyi normal sezon performanslarından birini sergilemesiyle bu tescillenmişti. Modern basketbolun her geçen yıl daha da şekillenmesi, hızlanmasıyla beraber her yeni sezonda birtakım oyuncular ve takımlar çok alışılmışın dışında performanslar gösterebiliyorlar.

NBA’de normal sezonun bitimine 1 ay kaldı. Bitime yaklaştığımız her anda normal sezon için en çok merak edilen “En Değerli Oyuncu” (MVP) ödülünün de kime gideceği sorusu akıllarda sıklıkla soruluyor, bunun üzerine istatistikler çıkarılıyor ve çeşitli argümanlarla bu yarışın içinde bulunan oyuncuların hak edip hak etmediği tartışılıyor. Bunun olmasının en temel nedeni de NBA’de yakın zamandaki MVP’lik için verilen yarışın en sıkı şekilde geçiyor olması.

2016-2017 normal sezonunun En Değerli Oyuncusu ödülünü kazanmak için dört oyuncu aday: James Harden, Russell Westbrook, LeBron James ve Kawhi Leonard. Ancak bu dört oyuncudan ikisi bu sezon öyle absürt, saçma sapan bireysel rakamlarla maçlar oynadılar ki, diğer ikisi biraz daha tabiri caizse göz ardı edilmek zorunda kalıyorlar.

O absürt rakamları yakalayan oyunculardan biri Russell Westbrook; bu sezon şuana kadar 67 maçta forma giydi. 31.8 sayı, 10.6 ribaund ve 10.3 asist istatistikleriyle triple-double ortalamasıyla son 1 aya girmiş durumda. Bilindiği üzere NBA tarihinde bundan önce sadece bir oyuncu (Oscar Robertson) normal sezonu triple-double ortalamalarıyla tamamlayabilmişti. Fakat o zamanın oynanan oyunu göz önüne alındığı zaman Oscar Robertson’ın ortalamaları şimdinin yaklaşık 27-7-7 istatistiğine denk geliyordu. Eğer Russell Westbrook modern zamanda oynanan basketbolda bunu elde edebilirse, gerçekten eşi benzeri olmayan bir başarıya imza atmış olacak. ESPN ise Russell Westbrook’un sezonu triple-double ortalamasıyla bitirmesine %90 gözüyle bakıyor. Westbrook bir yandan bu tarihi olayı istikrarlı bir şekilde yapmaya yakınken, bir yandan da bir rekorun daha peşinde. Oscar Robertson, NBA tarihinde normal sezonda en fazla 41 kereyle triple-double yapan oyuncu. Russell Westbrook ise şuana kadar 33 triple-double yaptı ve Oklahoma City Thunder’ın kalan 15 maçının 8’inde daha triple-double yapmayı başarırsa 42’yle bir sezonda en fazla triple-double yapan oyuncu olacak.

Bir diğer saçma sapan rakamlara ulaşan isim ise James Harden, 68 maçta 28.9 sayı, 8.0 ribaund ve 11.3 asist ortalamalarıyla mücadele veriyor. NBA tarihinde +50 sayı, +15 ribaund ve +15 asistlik bir performans yapabilen ilk oyuncu olarak tarihe geçen James Harden ayrıca NBA’de bir sezonda 2 kere +50 sayılık triple-double yapmayı başarabilen de ilk oyuncu oldu. Bunların da yanında NBA’de bu sezon Russell Westbrook’un arkasından 17 kereyle en çok triple-double yapan ikinci isim.

Önce basketbolda şu ayrımı iyi yapmak gerekir. “En İyi Oyuncu”yla “En Değerli Oyuncu” arasındaki fark, sağlıklı bir sonuç elde edebilmek için anlaşılmalıdır. Çoğu zaman bu ikisinin aynı kefeye konması bize doğru olmayan sonuçları ortaya çıkarır. O yüzden NBA’de “En Değerli Oyuncu”yu en sağlıklı şekilde seçmek için birçok kriteri %100 doğru olmasa da en doğruya yakın bir şekilde analiz etmek gerekir. Bu kriterlerden bahsedelim.

Öncelikle bu “En Değerli” sıfatının nasıl tanımlandığı çok önemli. Çünkü buradaki en ana temel olay bu. “Değerli” tanımı soyut olduğundan ötürü MVP oylamasında bulunan kişilere göre değişebilir, taraftarlara göre değişebilir, herkese göre değişkenlik gösterir. Bunun tam anlamıyla belirli argümanları yoktur ki bu yüzden az önce %100 doğruluk payı olamayacağından söz ettim. MVP yarışında bulunan oyuncuları değerlendirirken sorulması gereken birkaç soru ve değerlendirilmesi gereken birkaç durum var elbette.

Akla gelen ilk durumlardan biri de oyuncunun hücum/savunma dengesi. Şuan bu ödüle aday olan 4 oyuncuya da bir baktığımızda bu dengeyi en iyi sağlayan isim açık ara Kawhi Leonard. Şöyle basit bir örneklendirme yapalım. 1-5 arasında puan ölçütümüz olsun (1 en kötü, 5 en iyi şeklinde). Hücumu 5 puan ve savunması 3 puan olan oyuncu mu yoksa hem hücumu hem de savunması 4 puan olan oyuncu mu daha değerlidir? İkisinin de toplam değerleri baktığımız zaman 8, o hâlde hangisi daha iyi? Ya da Kawhi Leonard’ın oyunun her iki tarafında da 5 puana sahip olduğunu, Harden’ın savunmada 2 puana sahip olduğunu, LeBron James’in de hücumda 5, savunmada 4 puan olduğunu söyleyebilirsiniz. Bunun gibi yüzlerce kombinasyonda puanlama yapabilir, ama hâlâ ödülü bir oyuncuya vermek için yeterli değerlendirme yapılamıyor. Bu işin en zor kısmı da işte tanımın çok soyut ve değişken olması. Net kalıplara sığdırılamıyor. Ama şu da bir gerçek ki, NBA tarihinden de baz alarak, MVP ödüllerinde ve basketbolun kendisinde hücum her zaman ağır basan taraf olmuştur. Savunmanın değeri ne kadar çok önemli olsa da bu ödüle aday olmuş oyuncuların hücum istatistikleri çok önem arz ediyor ve çoğu zaman da MVP’ler buna göre seçilmiştir.

Burada MVP ödülü için yarışan oyuncunun takımının kendi konferansındaki sıralamasının önemi devreye giriyor. 1985’ten günümüze kadar MVP olan hiçbir oyuncunun bulunduğu takım kendi konferansında üçüncü sıradan daha aşağıda bir yerde olmadı. En az üçüncü sırada yer aldı o takım. Bu yüzden takımca kazanmak, bu ödülü almaktaki kilit noktalardan bir tanesi. Doğal olarak oyuncular, takımlarıyla paralel performanslar göstermezler. Bunun en bariz örneği ise Anthony Davis. 27.9 sayı, 11.8 ribaund ve 2.3 blok ortalamasıyla oynamasına rağmen takımı New Orleans Pelicans, 27 galibiyet ve 41 mağlubiyetli bir dereceyle Batı konferansında 12. sırada bulunuyor. Bu yüzden de kimse Anthony Davis’i bu yarışa dahil etmiyor. Peki takım başarısının, oyuncunun çok iyi bireysel performansına rağmen MVP’likte bir kriter olması ne kadar doğru veya kime göre doğru? Yaygın görüş ise oyuncunun, takımının tüm başarısından tamamiyle sorumlu olmaması gerektiği yönünde. Ancak bunun da bir eşiğinin olması gerektiğini düşünüyorlar. Çünkü bir yerde ne kadar iyi oynarsa oynasın takımına hiç etkisi yoksa bu oyunun, o zaman da bu durum sıkıntı oluşturuyor. Peki bu eşik ne? Westbrook’un takımı Thunder sezonu 49 galibiyetle bitirirse, 60 galibiyetle bitiren Spurs’ün oyuncusu Kawhi Leonard’la nasıl karşılaştırılacak? Bu boşluğu da oyuncunun takımla sahadayken takıma olan etkisi ve o yokken takımın ne yaptığının istatistikleri dolduruyor.

100 pozisyon başına James Harden ve Russell Westbrook’un takımlarının onlar sahadayken ve yokken ürettikleri sayı;

James Harden – Sahadayken: +7,3 | Değilken: +3.7 | Fark: +3,6

Russell Westbrook – Sahadayken: +3,7 | Değilken: -11,7 | Fark: +15,4

Burada açıkça görülüyor ki, Russell Westbrook’un takımına olan salt etkisi, James Harden’ın takımına olan salt etkisinden daha fazla. Ama bu da gösteriyor ki, Houston Rockets genel anlamda Oklahoma City Thunder’dan daha iyi bir ‘takım’. Yani James Harden zaten iyi durumda olan takımı çok daha iyi yaparken, Russell Westbrook ise felaket durumda olan takımı iyi seviyeye çıkarıyor. Aynı örneği Cleveland Cavaliers-LeBron James ve San Antonio Spurs-Kawhi Leonard ilişkisi için de verebiliriz. San Antonio Spurs hem normal sezonda kazandığı maç sayısında hem de gösterdiği performansla Cleveland Cavaliers’tan daha iyi bir takım görüntüsü çiziyor ancak LeBron James sahada yokken Cleveland Cavaliers’ın durumu direkt düşüşe geçerken, San Antonio Spurs’te Kawhi Leonard kenardayken sistem -bu sezon biraz daha Kawhi’ya bağlı olsalar da- işlemeye devam ediyor. Bu yüzden hangisinin daha ‘değerli’ olduğunu bu ölçüt de tek başına bize söyleyemez.

Yazının başında “En İyi Oyuncu”yla “En Değerli Oyuncu”yu bariz bir şekilde ayırmamız gerektiğini söylemiştim. Çünkü her zaman NBA’in en iyi oyuncusu, o sezon için en değerli oyuncusu olmaz ki, bundan önceki kazanılan MVP’lik ödüllerinde bunun birçok örneği oldu (Steve Nash’in kazandığı iki MVP ödülünde ve Derrick Rose’un MVP’liği kazandığı sezonda ve daha fazlası). Şimdi hiçbir takımın veya oyuncunun taraftarı olmayan ve objektif bakan birine, muazzam bir normal sezon geçirmemiş olsa da, NBA’in en iyi oyuncusu kim diye sorduğumuzda en yaygın olarak LeBron James cevabını alırız. Madem LeBron James en iyi oyuncu, o zaman diğer oyuncuların bir önemi kalmıyor mu? Hayır elbette. Bu yüzden o an için ‘en iyi’ olmak ‘en değerli’ olmayı gerektirmiyor.

Her şeyin en sonunda ise oyuncuların gösterecekleri sezonların NBA tarihindeki akılda kalma potansiyeli. Sezon bittiğinde -eğer MVP’liği kazanamazsa- herkes yıllar sonra da “Russell Westbrook’un triple-double ortalamasıyla bitirdiği ve MVP olamadığı sezonu hatırlıyor musun?” diye çevrelerindekilere soracak. Baktığımızda LeBron James kariyerinin en çok ribaund aldığı ve asist yaptığı sezonunu geçiriyor. Ama Cavaliers’ın takım performansına ve LeBron James’in kişisel eforuna baktığımızda bu kesinlikle LeBron James’in en akılda kalıcı sezonu değil. Aynı şey, Kawhi Leonard için de geçerli. San Antonio Spurs geçen sezon 67 galibiyet almıştı, bu sezon da 65 civarında galibiyet alabilirler ve Kawhi Leonard takımın en iyi oyuncusu buna ek olarak da harika sezon geçiriyor. Ama geçen pazar oynanan Houston Rockets-San Antonio Spurs maçının son 33 saniyesinde yaptığı bu olağanüstü sekans dışında akılda kalır özellikleri yok. James Harden ise, Russell Westbrook gibi NBA tarihinde uzunca süre unutulmayacak ve akılda kalacak sezonlardan birini geçiriyor. Bir sezon içinde iki kere +50 sayıyla triple-double yapması bile bunu söylememiz için yeterli. LeBron James tabii ki playofflarda vitesini artıracak, Kawhi Leonard da istikrarını bozmayacak ama normal sezondaki “mükemmel” oyunları, Russell Westbrook ve James Harden’ın normal sezondaki bu “akıl almaz” sezonlarının arkasında kalacak.

“En Değerli” kavramının değişkenlik gösterdiğini ve elle tutulur bir belgeye dayanmadığını söylemiştik. Bu yüzden dünya üzerinde NBA’i takip eden herkesin de “En Değerli” kavramı farklı olacaktır. Doğru olan ise, bahsettiğim kriterleri en sağlıklı şekilde analiz ederek bu ödülü kazanacak kişinin seçilmesidir. Benim kişisel fikrim; ben MVP’lik durumuna bakarken bu ödüle aday olan oyuncunun takımının pozisyonunun nerede olduğuna ve geçirdiği sezonun akılda kalıcılığına daha çok önem veriyorum. Başkası da diğer kriterlere daha çok önem verebilir, onlar üzerinden oyunculara oy verebilir. Bu yüzden ben akılda kalıcık bakımından Russell Westbrook’u sadece bir tık James Harden’ın üzerinde koysam da takım başarısı durumunda Oklahoma City Thunder’ın altıncı sırada olması bu yarışta Russell Westbrook’u James Harden’ın gerisine koyuyor. Ama bu durum değiştirmez ki, bu dört oyuncu da NBA’in bu sezonki en değerli oyuncuları. Fakat bu ödül tek bir kişiye verileceğinden, altını çizerek söylüyorum ki, kişisel düşüncemle James Harden’ı bu ödüle daha yakın buluyorum.

Reklamlar

Yazar: Eren Tuncay

Basketbol editörü, spor yazarı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s